Güney Yarım Küre: Varlığın Ters Işığında Bir Düşünce Yolculuğu Felsefe, her zaman yalnızca “ne var”ı değil, “neden var”ı da sorgulayan bir bakış olmuştur. Güney Yarım Küre üzerine düşünmek, aslında sadece coğrafi bir konumu değil, aynı zamanda insanlığın varoluşsal yönelimini sorgulamak anlamına gelir. Çünkü dünya, yalnızca kuzeyden ibaret değildir; tıpkı bilginin yalnızca akıldan ibaret olmaması gibi. Güney, varlığın gölgede kalan yarısıdır; etik, epistemoloji ve ontolojinin birbirine dokunduğu sessiz bir alandır. Epistemolojik Bakış: Güney’in Bilgisi, Kuzey’in Bilgisinden Farklı mı? Epistemoloji, bilginin doğasını sorgular. Güney Yarım Küre üzerine düşündüğümüzde, bilgiye dair bir farklılık hissederiz. Avustralya’nın kadim Aborjin bilgeliği, Yeni Zelanda’nın Maori mitolojisi, Şili’nin…
Yorum BırakKategori: Makaleler
En İyi Güneş Kremi Markaları Nelerdir? Bir Edebiyatçının Işığa ve Korunmaya Dair Okuması Kelimeler de tıpkı güneş ışınları gibidir; bazıları tenimizi yakar, bazılarıysa içimizi ısıtır. Bir edebiyatçı için güneş, yalnızca gökyüzünde parlayan bir yıldız değil; anlamın, aydınlanmanın ve zamanın simgesidir. Her çağda bir başka yazar, bir başka karakter güneşle yüzleşmiştir: kimisi ondan kaçmış, kimisi ona dokunmak istemiştir. Bugün, biz de modern dünyanın bir anlatısına bakıyoruz — güneş kremlerine. Ama bu kez mesele sadece cildi korumak değil; tıpkı edebiyat gibi, ışıkla insan arasındaki o ince dengeyi anlamak. Işık ve Korunma: Bir Edebi Motif Olarak Güneş Edebiyatın tarihine baktığımızda, güneş hep bir…
Yorum BırakKanada Hangi Ülkeye Bağlıdır? Geleceğin Jeopolitik Haritasında Yeni Senaryolar “Gelecek üzerine düşünmek, bugünün sınırlarını aşmanın en heyecan verici yollarından biridir.” Bu satırları yazarken aklımda tek bir soru dönüyor: Kanada hangi ülkeye bağlıdır? Belki bugün bu sorunun cevabı “Birleşik Krallık” ya da “bağımsız bir anayasal monarşi” gibi klasik tanımlarla verilebilir. Ama gelin bunu biraz daha ileri taşıyalım. 2050’de, 2100’de bu cevap hâlâ aynı mı olacak? Yoksa dünya düzeni değiştikçe Kanada’nın “bağlı olduğu” kavramı da dönüşecek mi? Bugünün Cevabı: Kanada’nın Resmi Bağlantısı Kanada bugün bağımsız bir devlettir; ancak İngiliz Milletler Topluluğu’nun bir üyesi olarak hâlâ Birleşik Krallık ile sembolik bir bağa sahiptir.…
Yorum BırakToplumun Kemik Yapısı: Sosyolojik Bir Bakışla Röntgen Cihazları Bir sosyolog olarak bazen toplumun iç dinamiklerine bakarken kendimi bir hastane odasında, elinde röntgen cihazı tutan bir araştırmacı gibi hissederim. Görünmeyeni görmek, yüzeyin altındaki kırıkları tespit etmek isterim. İnsan ilişkileri, güç dengeleri, roller ve beklentiler… Hepsi birer toplumsal kemik dokusu gibidir. Bazen sağlam, bazen çatlamış, bazen de sessizce kırılmış. İşte tam da bu yüzden, röntgen cihazları yalnızca bedenin değil, toplumun da metaforik bir aynasıdır. Röntgen Cihazları Nedir? Röntgen cihazları, vücudun iç yapısını görünür hale getiren, özellikle kemik ve doku bütünlüğünü inceleyen teknolojik araçlardır. Tıpta kullanımı kadar, sosyal bilimlerde de bir benzetme olarak…
Yorum BırakMercek ile Lens Aynı Şey mi? Işığın İzinde Tarihsel Bir Yolculuk Bir tarihçi olarak geçmişe bakarken, insanlığın merak duygusunun şekillendirdiği icatların izlerini sürmek bana her zaman büyüleyici gelmiştir. Göklerin sırlarını çözmek, uzakları yakın etmek, görünmeyeni görünür kılmak… Mercek ve lens kavramları tam da bu arayışın merkezinde yer alır. Ancak bugün sıkça birbirinin yerine kullanılan bu iki terim, tarih boyunca hem bilimsel hem de kültürel dönüşümlerin simgesi olmuştur. Peki, gerçekten aynı şey midirler? Yoksa kelimelerin ardında daha derin bir anlam ayrımı mı gizlidir? Işığın Peşinde: Antik Çağlardan Orta Çağ’a Işığın doğasını anlamaya yönelik ilk çabalar, antik uygarlıkların bilgelik arayışında başlar. Mısır…
Yorum BırakKaslar Ne Kadar Sürede Güçlenir? Bir Filozofun Bedensel Bilgelik Üzerine Düşünceleri Kasların güçlenme süresi, yalnızca biyolojik bir süreç değildir; bu, insanın varoluşuyla, iradesiyle ve zamanla kurduğu ilişkinin felsefi bir aynasıdır. Kas gücü dediğimiz şey, aslında insanın kendi sınırlarını aşma çabasıdır. Bedenin değişimi, zihnin derinliklerinde yankılanan bir metafordur: “Ne kadar zamanda güçlenirim?” sorusu, “Ne kadar zamanda dönüşürüm?” sorusuyla aynı kökten filizlenir. Epistemolojik Bir Yaklaşım: Bilginin Kaslara İşlenişi Kas gelişimi hakkında sahip olduğumuz bilgi, deneyimle ve bilimle harmanlanmış bir tür pratik epistemolojidir. Biyoloji bize kasların 4 ila 8 hafta arasında gözle görülür biçimde güçlenebileceğini söyler. Ancak bu bilgi, yalnızca sayısal bir veridir;…
Yorum BırakHangi Renkler Renk Sayılmaz? Kültürlerin Gözünden Görünmeyenin Antropolojisi Bir antropolog olarak ilk gözlemim her zaman şu olur: İnsan gözü, doğayı olduğu gibi değil, kültürünün izin verdiği kadar görür. Dünyanın farklı köşelerinde gezdiğinizde, renklerin sadece fiziksel değil, kültürel inşalar olduğunu fark edersiniz. Bir toplumun “renk” dediğine diğeri yalnızca “ışık” der, kimisi için beyaz “renksizliktir”, kimisi içinse “tüm renklerin toplamı”. Peki o hâlde, hangi renkler renk sayılmaz? Bu soru, yalnızca bir görme meselesi değil, insanlık tarihinin düşünme biçimlerine dair derin bir sorgudur. Renk Kavramının Antropolojik Kökeni Renk, sanıldığının aksine, evrensel bir kategori değildir. Berlin ve Kay’ın klasik çalışması, dillerin renk adlandırmalarını incelediğinde…
Yorum BırakGülibrişim Ağacı Hangi İklimde Yetişir? Edebiyatın Derinliklerinden Bir Doğa Betimlemesi Kelimenin gücü, bazen yalnızca bir cümlede, bir paragrafta değil, tüm bir dünyayı inşa etme potansiyeline sahiptir. Edebiyat, kelimeleri kullanarak anlamlar yaratırken, doğayı ve insan ruhunun derinliklerini de birbirine bağlar. Bir edebiyatçı olarak, metinler arasındaki bağları kurarken doğanın, insanın içsel yolculuğuna ne denli etki ettiğini gözlemliyorum. Her ağacın, her çiçeğin, her bitkinin bir sembolü, bir anlamı vardır. Gülibrişim ağacı, sadece biyolojik bir varlık olmanın ötesinde, pek çok metinde, şairin, yazarın, düşünürün zihninde bir anlam dünyası inşa etmiştir. Peki, bu anlam dünyasında gülibrişim ağacı hangi iklimde yetişir? Sadece fiziksel iklimi mi, yoksa…
Yorum Bırak“Kalp kaslarını güçlendirmek için ne yapmalı?” Bu soruyu ilk defa sormadım. Ama ilk defa cevabını bir hastane koridorunda, kalp atış monitörüne bakarken hissettim. Ekrandaki çizgiler yükselip alçalıyor, sonra bir süre düzleşiyor… İşte o an anladım; kalp sadece bir kas değil, bütün hikâyemizin ritmiydi. Bugün size, biri akılla biri kalple konuşan iki insanın hikâyesini anlatacağım: Mert ve Elif’in. Biri çözüm odaklı, diğeri sezgisel; ama ikisi de aynı şeyin peşinde — yaşayan bir kalbin gücü. Mert: “Kas gibi çalışırsa, kalp de güçlenir.” Mert, 38 yaşında, teknoloji sektöründe çalışan bir adam. Hayatta her şeyin bir planla ilerlediğine inanırdı. “Kalp kası da sonuçta bir…
Yorum BırakGörelilik Teorisi Kanıtlandı mı? Tarihin Işığında Bir Gerçeklik Arayışı Bir tarihçi olarak geçmişi anlamaya çalışırken, fark ederim ki her büyük fikir, önce bir şüpheyle doğar. İnsanlık tarihi boyunca, “gerçek” dediğimiz şey sürekli olarak yeniden tanımlanmıştır. Newton’un evreni düzenliydi; Einstein’ın evreni ise akışkandı, esneyen bir kumaş gibiydi. Görelilik Teorisi de bu zihinsel devrimlerden biridir. Fakat asıl soru şudur: Bu teori gerçekten kanıtlandı mı, yoksa hâlâ anlamaya çalıştığımız bir gizem mi? Tarihsel Arka Plan: Newton’dan Einstein’a 17. yüzyılda Isaac Newton, evrenin mutlak bir düzen içinde işlediğini ileri sürdü. Zaman, uzay ve hareket, herkes için aynıydı. Ancak 20. yüzyılın başında genç bir patent…
Yorum Bırak