Bir Cumartesi Sabahı
O sabah güneş Kayseri’nin eski sokaklarına usulca dokunuyordu. Penceremi araladığımda hafif bir serinlik içeri süzüldü, içimi hem taze hem hüzünlü bir his kapladı. Kahvemi hazırlarken, bir yandan da günlük defterimi açtım. Düşüncelerimi kağıda dökmek bana her zaman iyi gelirdi; sanki kafamın içindeki karmaşa, kelimelere dökülünce biraz daha anlaşılır oluyordu.
A Few Sayılır mı?
O gün aklımda bir soru vardı: “A few sayılır mı?” Bu soru kulağa basit gelebilir, ama benim için hiç de öyle değildi. Hayatımda birkaç insan vardı; yakın dostlarım, eski arkadaşlarım, birkaç tanıdık… Ama gerçekten “a few” sayılır mıydı onlar? Gerçekten bir bağ kurabildiğim insanlar mıydı, yoksa sadece var olduklarını düşündüğüm kişiler mi?
Bu düşüncelerle baş başa kalmışken telefonum çaldı. Arayan, lise arkadaşım Dila’ydı. Uzun zamandır konuşmamıştık. Sesini duyar duymaz içimde bir sıcaklık yayıldı. Belki de bu yüzden “a few” kelimesi kulağıma o kadar anlamlı geliyordu; hayatımda gerçekten var olan birkaç insandan biri onun gibi hissettirdi.
Kayseri Sokaklarında Yürürken
Buluşmak için sözleştik ve ben şehrin dar sokaklarında yürürken kalbim hızla çarpıyordu. Bir yandan heyecanlıydım, bir yandan da geçmişe dair hayal kırıklıklarım kafamda dolanıyordu. Dila ile buluştuğumuzda, göz göze gelmekten kaçamadık. Gülümsemesi içimde bir umut kıvılcımı yaktı; uzun süredir birisiyle bu kadar doğal ve rahat hissetmemiştim.
Oturduğumuz kafede, kahvelerimizi beklerken sessiz bir an yaşadık. Ellerimizi masaya koymuş, sadece bakışıyorduk. İçimden, “A few sayılır mı?” sorusu yeniden geçti. Bu küçük an, belki de hayatımda gerçekten “a few” diyebileceğim kişilerden biriyle paylaştığım nadir anlardan biriydi.
Geçmişten Gelen Hayal Kırıklıkları
Sohbet derinleştikçe geçmişten bahsettik. Bazı arkadaşlıklarımı kaybetmiş, bazılarını ise uzak mesafeler nedeniyle yalnız bırakmıştım. Her kayıp, kalbimde bir boşluk bırakmıştı. O boşluk, bazen öyle büyük oluyordu ki insanlara güvenmeyi zorlaştırıyordu. Ama Dila’nın varlığı, o boşluğu biraz olsun dolduruyordu.
Kendi kendime düşündüm: “Hayatımda kaç kişi gerçekten önem verdiğim insanlar? A few sayılır mı?” Belki sayıları azdı, ama etkileri büyüktü. Belki de bir insanın hayatında “a few” olması, aslında yeterliydi; fazlası bazen sadece kafa karışıklığı getirirdi.
Bir Kahve, Bir Gülümseme
Kahvelerimiz geldiğinde, sessizlik bozuldu ama garip bir şekilde bu sessizlik rahattı. Dila’nın anlattıkları, benim hissettiklerimle birleşiyor, kafamda yeni bir anlayış oluşuyordu. Hayatta birden fazla insanla yakınlık kuramıyor olabilirdim, ama önemli olan, birkaç kişiyle gerçekten bağ kurabilmekti.
O an fark ettim ki, “a few sayılır mı?” sorusunun cevabı, sayıların ötesindeydi. Önemli olan, bu kişilerin varlığıyla hissettiğin duygulardı. Heyecan, güven, umut ve bazen de hayal kırıklığı… Tüm bunlar, insanı hayata bağlayan küçük ama güçlü duygulardı.
Akşamüstü Yalnızlığı
Buluşma sona erdiğinde Kayseri’nin sokaklarında yalnız yürüdüm. Gün batımı, şehrin üzerine yavaşça kırmızı ve turuncu tonlarını seriyordu. O an hissettiğim yalnızlık, artık boş bir yalnızlık değildi; yanımda olan birkaç kişi sayesinde anlam kazanmıştı.
Günlük defterimi tekrar açtım ve hissettiklerimi yazdım. Heyecanımı, hayal kırıklığımı, umutlarımı… Hepsini kelimelere dökmek bana iyi geliyordu. Ve anladım ki, hayatta herkesle yakın olamayabilirsin. Belki de sadece birkaç kişi, gerçekten değerli ve anlamlı olabiliyor. Ve işte o birkaç kişi, “a few” olarak kalmaya değerdi.
Geceye Veda
Evime dönerken, Kayseri’nin sessiz caddelerinde yürüdüm. Gece, hafif bir esintiyle birlikte geldi. İçimde hem huzur hem bir miktar melankoli vardı. Gün boyunca yaşadığım küçük sahneler, sohbetler ve göz göze gelişler, bana hayatın bazı gerçeklerini hatırlattı: kalbini açmak cesaret ister, ama sadece a few için değer.
Yatak odamda lambayı kapattığımda, gözlerimi kapadım ve gülümsedim. A few sayılır mı, evet, sayılır. Hayatın anlamı, yüzlerce insan arasında kaybolmak değil; birkaç insanla derin ve gerçek bağlar kurabilmekteydi. Ve ben, o birkaç kişiyi hissetmenin mutluluğu ile uykuya daldım.
—
Bu yazı, Kayseri’nin sokaklarında geçen bir günün duygusal yolculuğunu, birkaç insanla kurulan gerçek bağların önemini ve kişisel hisleri samimi bir dille anlatıyor.